Tekniseyri - Anasayfa
Yazan Written on: Cumartesi, 20 May 2017 Okunma 144 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Kur'anı- Kerimde, Mitolojide, edebiyatta, kullanılan semboller ne anlama geliyor.

Bismillahirrahmanirrahim

             Bu sezonun son programındayız. Son program için özel bir konu hazırlamadım. Daha çok en son ne üzerinde çalışıyorsak o konu üzerinde konuşuyorum. Bugünkü derste İlyas peygamber hakkında   "Dağ" kelimesi hakkında konuşuyorduk. Dağın parçalanmasının ne demek olduğu üzerine bir konuşma yaptık.  Çoğumuzun bildiği bir destan olan Türk Mitolojisinde ki Ergenekon destanı hakkında konuşmak istiyorum. Bu konu hakkında çok eskiden beri yazı yazmak istiyordum. Fakat siyasete alet edilip gürültüye gider diye bir türlü kaleme alma fırsatı bulamadım. Birde bunun üstüne bazı arkadaşlar bu Kürt tarihidir yok İran tarihidir gibi problemler çıkınca yazı ertelenmek zorunda kaldı. Sürekli üzerinde konuştuğumuz konulardan biri de “Bir insan ne zaman ve nasıl hakiki bir insan olabilir.  Toplum ne zaman büyük, kıymetli bir toplum olur.

Yazan Written on: Pazar, 14 May 2017 Okunma 83 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Adamın birinin 5 yaşında bir oğlu varmış..

Adam akşam eve geliyor ve çocuğu hemen…

Babasına koşuyor. Çocuk: "Babacım Ne Olursun Biraz Kapı Önüne Çıkıp da Oynayalım.

Aslında baba oğlunu kırmak istemiyor. Düşünüyor evde de yapacak bir sürü iş var..

Sonra bu çocuğu nasıl kırmadan evde tutabilirim diye düşünürken, masanın üzerinde bir dünya haritası görüyor.
Adam oğluna dönüyor ve:”Bak oğlum..Sana bir görev vereceğim onu yaparsan dışarı çıkıp beraber oynarız..”

Adam eline haritayı alıyor:” Bak oğlum. Bu dünya haritası.” Baba haritayı yırtıyor.

Bir sürü kağıt parçası yapıyor ve oğluna: “Al oğlum. Bu kağıt parçalarını bir araya getir yani dünyayı düzelt, seninle dışarı çıkacağım."

Çocuk da saf ve küçük olduğu için seviniyor. Alıyor kağıtları eline ve odasına doğru koşuyor…

Yazan Written on: Pazar, 14 May 2017 Okunma 62 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Davut a.s. zamanında bir adam herkesin yanında daima şöyle dua ederdi:

- Ya Rabbi, bana zahmetsiz, eziyetsiz bir rızık var. Beni tembel, hor, hakir ve miskin yaratan sensin. Öyleyse benim rızkımı da çalış­madan ver. Ya Rabbi, senden zahmetsiz, eziyetsiz ve ummadığım bir rızık istiyorum. Zaten istemekten başka bir şeye çalıştığım yok ki.
Adam gündüz gece, sabah akşam demeden bu duaya devam et­ti. Halk onun bu sözlerine, dua edip durmasına gülerdi.

- Bu sersem ne söylüyor, diyorlardı, rızık kazançla, zahmet ve meşakkatle kazanılır.

Herkes bir sanat, bir iş tutturmuş, rızkını öyle elde ediyor. Rızıklar sebeplere yapışılarak kazanılır. Davud Peygam­ber (a.s.) bile bu kadar yüceliğine rağmen çalışıyor. Bu kadar mucize­si var, yine de Allah (c.c.) onun bile rızkını çalışmadan vermiyor. Zırh yapmadıkça, zahmet çekmedikçe rızkı gelmiyor. Bu adam ise bunca adiliğine rağmen ticaretsiz eteğini kârla doldurmak istiyor.

Kimisi alay edip:

Yazan Written on: Pazar, 14 May 2017 Okunma 78 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Tasavvuf ve Beyin
1994 yılında Scienfic Amerikan dergisinde John Horgan tarafından yapılan bir bilimsel makalede belli sözcüklerin tekrarı ile beyin kapasitelerinde meydana gelen artıştan söz ediyordu. Diğer bir çalışma belirli sözcüklerin tekrarı ile beyinde, dokulara sağlanan oksijen oranında artış olduğu gözlenmiş. Sözcük tekrarının belleği güçlendirici etkisi olduğu yapılan diğer 2 çalışmada yer almış.Bu verilerden zikir adlı ibadetin beyin kapasitesini arttırarak gelişimini (plastisite) sağladığı sonucuna varılabilir. .Peki ya diğer ibadetler?

Açlık bölümünde orucun beyne olan faydalarından söz edilmişti. Namaz'ın başlı başına bir zikir olduğu görülüyor.

İbadeti sadece fiziksel yönü ile değerlendirdiğimizde, beyin için faydalı olduğu sonucu ortaya çıkıyor.

Batıda; Hristiyan, Musevi ve Budist ibadetleri sırasında beyinde oluşan değişimler incelenmiştir. İlahi güçleri beyinde arayan bilim dalına nöroteoloji adı verilir.

Yazan Written on: Pazar, 14 May 2017 Okunma 88 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İnsan ruhu kötü huylardan arınmadıkça hayvan mertebesinde kalır. Hayvani ruh öfke, şehvet, kin, gurur, benlik varsa işte bu hayvani ruhtur. Hayvani ruha sahip olanın nefsi diri, kalbi ölmüştür. Eğer insan hayvani ruhu yenerse, nefsi ölü kalbi diri olur. Şimdi hangi haldeyiz diye soruyorsanız, cevabı kolaydır. Eğer yeme, içme, uyuma, şehvetten başka bir şey yapmıyorsan, ruhun hayvandır. Sövme, sayma, dövüşme, halkı incitme varsa yılansınız. Uyuma, şehvet, yalan dolan, hile, düzenbazlık varsa sen şeytansın, başka şeytan arama! Yiyorsun, içiyorsun, aldatmıyorsan, yalan söylemiyorsan, Allah’ı her an anıyorsan, hayvani sıfatlardan uzaksın, güzel ahlak sahibisin. Kendi için istediğini din kardeşin için de istiyorsan kamil insanlar mertebesindesin.

Çok uyumak gaflettir. Çok uyuyanın kalbi ölür. Hikmetlerden murat alamaz. Seherlerde uyanık olmak gerekir. Kamiller az konuşurlar. Çok konuşmak kalbi öldürür. Kalbinde sıkıntı, üzüntü varsa, kendini yorgun hissediyorsan bil ki çok ve yersiz konuşmuş olmalısın. Kamiller hikmeti çok konuşmakta değil, susmakta bulmuşlardır. Dilimizi doğru konuşmaya alıştırmalıyız.

Yazan Written on: Pazar, 14 May 2017 Okunma 71 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

“ALLÂH”, “TANRI” DEĞİLDİR!

Şimdi, elimizi vicdanımıza koyarak düşünelim...

Varlığına iman ettiğimiz, ya da inanmadığımız, ancak her iki hâlde de şartlanma yollu “ALLÂH” adını verdiğimiz TANRI ile; burada tarif edilen, Hz. MUHAMMED’in açıkladığı “ALLÂH”aynı mıdır?..
Hz. MUHAMMED’in açıkladığı “ALLÂH” için “TANRI”kelimesi veya kavramı kullanılabilir mi; ya da “TANRILIK”mevhumu kabul edilebilir mi?.. Düşünülebilir mi?..
“ALLÂH’I HAKKIYLA TAKDİR EDEMEDİLER...”
(6.En’am: 91)
“ALLÂH” indînde, ilminde “KUL” ne ise, “TANRI” da odur! Çünkü, her ikisi de ALLÂH ilmindeki, ilmî sûretler,kavramlardır. Bu yüzden de ALLÂH indînde, her şey helâk olmuş, “yok” durumdadır!  Ve “Bakıy” olan, sadece “VECHULLÂH”tır!

İşte, “Küllî şey’in hâlikun illâ vecheHU” (28.Kasas: 88)

âyetiyle işaret edilen mânâ da budur ki, “ve yebka vechu Rabbike Zül Celâli vel’İkrâm” (55.Rahmân: 27) âyeti de bu durumu teyid eder.

Yazan Written on: Pazar, 14 May 2017 Okunma 62 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

            Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş. Kadın kocasına ' Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor.' demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş.

Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah ayni yorumu yapmaya devam etmiş.

Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış 'Bak' demiş kocasına ' Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?'

Kocası: 'Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim' diye cevap vermiş.

Hayat böyle değil midir ?

Başkalarını izlerken gördüklerimiz, baktığımız pencerenin ne kadar temiz olduğuna bağlıdır. Birini eleştirmeden ve hemen yargılamaya davranmadan önce zihin durumumuza bakmak ve 'iyi' olanı görmeye hazır olup olmadığımızı fark etmek güzel bir fikir olabilir ...

Asrın mütefekkirinin de söylediği gibi
Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır

Yazan Written on: Pazar, 14 May 2017 Okunma 57 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Hicri Takvimin (!) Ramazan ayı girdi, ve yine kimi aç – susuz kalanlarca, sakızın, sigaranın, tükürüğünü yutmanın, göz damlasının, kolonya kullanmanın orucu bozup bozmadığı, 20-25 dk. önce-sonra, imsak vakti, top atılmıştı – atılmamıştı tartışmaları da başladı geleneksel ve kaçınılmaz olarak. Diğer bir çok benzeri konuda olduğu gibi, Rasulullah’tan kalan Ruh meydanlarda olmayınca, şekil – ritüel üzerinden abartılı – takıntılı mülahazalar da haliyle boy gösteriyor özgürce.

İman edenler, yani kendisinde güven/eminlik hissi uyanmış ve toplumuna da güven/emniyet verenler; ve bunun ötesinde de Takva’ya ulaşmak, yani Allah’ın “koruması” altına da girmek isteyenlerse bu tartışmaların muhatabı, tartışmalar da onların muhatabı değil.. Çünkü, onlar Kadir Gecesine (Bknz. Kadir gecesi, Özgürleşme süreci!) ulaşabilme azmiyle, Kur’an ifadesiyle Savm (aşamalı – programlı dinginleşme çalışmaları), Sıyam (topluca, toplumca dinginleşme/takva/Kur’an ilkelerinin eğitimleri) ve İtikafa (yoğunlaştırılmış Tefekkür süreçlerine) girme gayretindeler.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM