Tekinseyri.com//Bir Seyir Hali-Tasavvuf,Bilim
Yazan Written on: Pazar, 19 Mart 2017 Okunma 74 defa
Öğeyi Oyla
(0 oy)

 BİLGİ VE BİLGİYİ YAŞAMA

Bu aralar bilgi-amel ilişkisi üzerinde konuşuyorum. Mesnevi ile ilgili kendime iki görev yükledim. Birincisi unutulmuş bilgileri hatırlatmak ve ikincisi kirlenmiş bilgileri hatırlatmak.

İnsanlar bu ve bu şekilde bilgiyi unutabiliyorlar. Bizim görevimiz bu bilgileri hatırlatmak. Bu hatırlatma, ayet olabilir hadis olabilir. Müslüman bir toplumda yaşıyor olsak bile bilgilerimiz çok fazla değişikliğe veya unutkanlığa uğrayabiliyor. Hele bu modern çağda hakikaten çok zor hale gelmiştir. Geçmişte bilgiye ulaşmak çok zordur. Hele ki kırsal köy gibi yerlerde inşaların bilgiye ulaşabilmesi çok büyük bir meseleydi. Peygamberimiz zamanında ve sonraki dönemlerde. Bu iletişim dediğimiz şeyin çok fazla yaygınlaşması ile birlikte insanları bilgiye karşı korumak diye bir mevzu çıktı.

Yazan Written on: Cuma, 03 Mart 2017 Okunma 103 defa
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Bir ses var insanın içinde... Hiç susmayan, hep konuşan...

Şimdi sus ve kendini dinle kâri. Dinle ki hâlâ sesler geliyor içinden. Sussan da susamıyorsun. Durduramıyorsun içinden gelen bu sesi. İsmine “nefs” diyorlar. Diler misin bu kez biz konuşalım o içimizdeki nefsle? Aşk diyarına Hüdâyî kapısından girip nefs ile cenk edelim ister misin?

Şimdi nefsinle konuşacağın bir hikâye anlatacağım sana kâri. Nefsinin konuşacağı bir hikâye... Sen de ki “hayal,” ben diyeyim ki “muhal, imkânsız.” Lakin şunu bil; ben inandım ki içimize bunları düşüren dahi nefsimizdir. Bizi durduran ve kandıran da nefsimizdir. Ve hatta şu anda içinde bir ses varsa ve “Okuma bu kitabı, bırak” diyorsa sana, inan ki o da nefsinin sesidir.
Hem her kitap bir kişi için yazılır kâri. Belki de bu kitap yalnızca senin için yazılmıştır..

Yazan Written on: Çarşamba, 18 Ocak 2017 Okunma 306 defa
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Bir gün adamın biri zamanının üstadlarından birini ziyarete gelmiş ve ona şu soruyu sormuş:

- Önyargılarımdan ve bağımlılıklarımdan nasıl kurtulabilirim?

Üstad ona cevap vermek yerine ayağa kalkmış ve yakında bulunan bir sütuna kollarını dolayarak bağırmaya başlamış:

- Beni bu sütundan kurtarın!!!

Adam şaşkınlıkla bakarak, üstadın deli olduğunu düşünmüş ve ona şöyle demiş:

- Neden böyle yapıyorsun? Ben senin akıllı birisi olduğunu düşünerek ruhsal bir soru sormaya
geldim. Ama görüyorum ki sen salağın tekisin, sütunu sen tutuyorsun, Sütun seni tutmuyor! Bırak gitsin!  

Yazan Written on: Salı, 10 Ocak 2017 Okunma 349 defa
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Üsküdar da Alaca minare karşısında medfun kutbu’l ârifin ve ğavsul vasilin Şeyh Sadık Efendi (kuddise sirruhul-aziz)hazretlerinin kitab-ı mahbublarıdır:

Allah ü Zül-Celâl’e hamd ü sena,Resulüne salâvat ve selamdan sonra tâlibi didar ve salik-irah-ı hakikât olan mü’min kardeşlerime dualar okuyup tarafımdan kendilerine işbu risale hediye olunmuştur. Zira manevi peder olan bir kimsenin manevi evlatlarına nasihat edip tavsiyelerde bulunmaktan daha büyük bir hediye olmaz.

Benim ruhum gönül gönülden, dil dili var dilden, dile dil dileğin dilden dile verilmez. Hane-i dile Zeyd u Amr ile bile herkes bulunduğu tarîkin ilmini tahsil edip sonra ilmine başlamalı. İlk olarak herkese farz-ı ayn olan Şeriat ilmi ile başlanır. Sonra en lüzumlu olan Tarîkat ilmidir. Sonra Ma’rifet ilmi lazımdır. Sonra Hakîkat ilmi Hakk’ın nimetidir.

Simurg Özel

Yazan Written on: Pazar, 25 Aralık 2016 Okunma 325 defa
Öğeyi Oyla
(0 oy)

El mana Hu Vallah

Sürekli konuştuğum meselenin ne olduğu sorulsaydı Allaha iman olduğunu söylerdim. Mesela Hz. Mevlana’nın çok güzel bir sözü vardır. El mana Hu Vallah (Mana, anlam dediğimiz şey Allah’ın kendisidir.) Bu sözü etrafında dolaşıyorum. Bana göre Allaha göre konuşmak hayatın anlamıdır.

Feridun Attar’ın Mantık u tayr isimli eserinde ki bazı konulara kafamız takılı kalıyor. Mantık tayr. Kuşların Dili anlamına geliyor. Kuşların konuşulacağına inanılıyor mu inanılmıyor mu? Tek meselemiz bu olay, bize masal gibi geliyor. Bence Müslümanlar kendi dinleriyle, kültürleriyle ilgili en önemli problemi gerçeklik problemi. Bu anlatılanlar geçek olup olmadığına tam ikna olamıyoruz. Daha çok masalsı, bir üslupla inanıp anlıyoruz.

Hikâyenin birinde anlatılır; Efendim yeryüzünde öyle bir yer var yerle gök bir olur.

Yazan Written on: Pazartesi, 12 Aralık 2016 Okunma 391 defa
Öğeyi Oyla
(0 oy)

        Osho, sık sık kendi acılarımızı yarattığımızı hissederiz. Buna rağmen, neden onları yaratmaya devam ediyoruz? Ve insan ne zaman, nasıl kendi acılarını yaratmaktan vazgeçer? 

İlk şey ve anlaşılması gereken çok temel bir şeydir, "Sık sık kendi acılarımızı yarattığımızı hissederiz" dediğinde aslında durum böyle değildir. Sen asla kendi acılarının yaratıcısı olduğunu hissetmezsin. Öyle düşünebilirsin, çünkü sana öyle öğretilmiştir; çünkü yüzyıllardır öğretmenler sana kendi acılarını yaratanın sizler olduğunu, başka hiç kimsenin sorumlu olmadığını öğretmektedir.  Bu şeyleri duymuş, bu şeyleri okumuşsundur. Bunlar senin kanın ve kemiğin olmuştur, senin bilinçsiz koşullanman haline gelmiştir, bu yüzden bazen papağan gibi tekrarlarsın: Biz kendi acılarımızı yaratırız… Ama böyle hissetmezsin, bu senin fark edişin değildir, çünkü bunu fark edersen, o zaman diğer şey mümkün değildir.

Yazan Written on: Pazar, 11 Aralık 2016 Okunma 342 defa
Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Milyarla galaksiden birinde... Yüz milyarlarca yıldızdan birinin bir uydusunda... Adı “Dünya” koyulmuş bir yerde, “dünyan” yaratıldı!

Dünya’da mı yaşıyorsun, “dünyan”da mı?

Ne kadarıyla yaşamın Dünya’da geçiyor; ne kadarıyla dünyanda?

Doğumundan ölümüne “dünya” adını verdiğin kozan içindesin! Beş duyunla, şartlanmalarınla, değer yargıların ve onların oluşturduğu duygularla ördüğün ve bunların getirisine göre içinde yaşadığın, “kozan” olan “dünyan”da!

Dünya ile “dünyan” arasındaki farkın, farkında mısın dostum?..

İstersen hiç okuma bu yazıyı, “dünyan”daki rüyan bir süre daha devam etsin!.. Hiç değilse ölene, boyut değiştirene kadar! Ama, okursan da, sorumluluk sana ait!

Yazan Written on: Cuma, 30 Eylül 2016 Okunma 837 defa
Öğeyi Oyla
(0 oy)

   Geceni üç buçuğunda ne akarsa bu sularda onu dillendirmeye çalışacağız. 

Arayış içinde olmak. Hemen herkesin içinde olduğu ortak nokta diyebiliriz. Kimi maddi şeylere; eve arabaya işe kadına kariyere…

Kimi mana âleminde Kalbin, ruhun, düşüncenin duygularının, insanın psikolojisinin, insan şuurunun ahlak vb. bunlarla ilgili arayışlara girer.

Kimi ise sadece gerçeğin peşinde ömür sürmek ister. En önemli mesele beklide gerçeği aramak. Gerçek dediğimiz nedir? Gözle gördüklerimiz mi, yada beş duyularımızla algıladıklarımız mı yoksa bilimin ışığında aklın ışığında gerçeğe doğru bir yolculuk mu?

Gerçeğe nasıl ulaşabiliriz? Dini öğretilerin, kalbin, vicdanın ve akıl gibi unsurlarla mı gerçeğe ulaşabiliriz. Beklide tüm saydıklarımız gerçeğe ulaşmak için yapbozun parçaları gibi bir bütünümü oluşturuyor.

Ne izlesem

 
 

Tavsiye Zikirler

Ne okusam

 
 

Kuran Okusam