Tasavvuf ve Bilim
Yazan Written on: Salı, 10 Ekim 2017 Okunma 33 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

RUH , AKIL - NEFS , ŞEHVET

Ruh ve nefis aslında birbirinden ayrılmaz hakikatlerdir. Ya ruh , nefsin hüzerinde kendi hükmünü icra eder ve hükümran benim der. Yahut da nefs , ruhun üzerinde hükümranlık kurar ve sınır tanımaz bir yaşam biçimini seçer , kişinin ebedi hayatını helak eder.
İnsan vücudunun gerçek padişahı ruh’tur. Allah bu şekilde yaratmış ve asli özelliklerinde saf ve temiz, arınmış olarak bulunan ruh , hükmünü icra etmesi hasebiyle “ Ahsen-i takvim “ olarak Yaradanımızın nitelediği mertebenin sahibidir.
Ancak ruh bu özelliklerini açığa çıkaramayıp, hükümdarı olduğu bu vücud ülkesinde otoritesini sağlayamaz ise eşkıya başı olan nefs’in ayaklanıp baş kaldırması ile bu ülkenin vezirini (akıl) ayartıp (kandırıp) ülkenin tüm kuvvetlerini ele geçirmesi neticesi artık kendi hükmünü kendi baş yardımcısı olan veziri ( heva, heves, şehvet) ile icra etmeye başlar. Ülkenin gerçek padişahı olan ruh’u susturur ve adeta zindandaki bir hücreye hapsederek bu ülkenin yönetimini dilediği gibi icra eder.

Yazan Written on: Çarşamba, 20 Eylül 2017 Okunma 135 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Aynaya baktığım gibi kendimi Allah’ın varlığına dair delillerin öne sürüldüğü bir meclisin içinde buldum. Bu sırada çevreme baktığımda kimsenin ağzının oynamadığını fark ettim. Nasıl oluyor da hiç ağız oynatmadan böyle bir konuşma gerçekleşiyordu çok şaşırmıştım. Bu sırada yanımda duran kişiye selam verdim. Selamımı ağzımı oynatarak verdiğimi görünce o da bana şaşırdı. Bana başımı göstererek iki anlım ortasına baş parmağıyla bir kez dokundu tam o sırada ne olduysa oldu artık bende zihin gücümle konuşmaya başlamıştım. Tekrar selam verdim bu selamıma karşılık verdi.

  • Neredeyiz şu an diye sordum.
  • Hangi gezegen diye soruyorsun LOGOS gezegenindeyiz.
  • Bu meclis neyin nesidir insanlar neden toplanmışlar burada diye sordum bana;

Buradaki insanların bir ilahın olup olmayacağı konusunda tartışıyorlar.

Gördüğün gibi sol taraftaki "maviler" bir ilahın olmadığı konusunda delillerini öne sürüyorlar sağ taraftaki Sarılar ise bunun tartışmanın manasızlığını olmadığını söyleyebilmek için kör sağır olmak gerektiğini söylüyorlar.

Yazan Written on: Çarşamba, 13 Eylül 2017 Okunma 226 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

           Sabahın erken saatlerinde gökyüzü bulutlardan yağmuru yer yüzüne usulca indiriyordu. Mürşidimden ayrılmanın verdiği üzüntüden dolayı, usulca yeryüzüne inen yağmur damlalarına gözyaşlarımda eşlik ediyordu. Kısa süren bir yağmurdan sonra kuşların orkestrası bahçede şakımaya başladı. Pencereyi açtım ve toprak kokusunu daha fazla içime çekebilmek için derin derin nefesler almaya başladım . Toprak kokusunu içime çektikçe içimi derin bir huzur kaplamıştı.

Bir önceki aynalı odadaki mürşidim aklıma geldi. Hani beni bu dünyanın merkezine kalbine götürmüştü işte  o anlar aklıma geldi. Kalbin etrafında melekler ile bir olmuştuk. Omuz omuza vererek yüzümüz kalbe baktığı şekilde hızla tavaf ediyorduk. Ama ne olduysa oldu kalbime gelen bir vesvese sonrası melekler beni halkadan dışarı atmıştı. İşe o an aklım başıma geldi. Mürşide sordum ne oldu bir anlık veseve düşüncesi neden beni bu tavaf zevkinden mahrum etmişti.

Mürşit senle yola devam etmemi istiyorsan tüm sevaplarını kendinden küçük gördüğün bu kişilere karşılıksız olarak ver...

Yazan Written on: Salı, 15 Ağustos 2017 Okunma 220 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Ne uyku ne uyuklama…

Seyreyle âlemi. Seyreyle semada satır satır yazan kalemi. Elde bir hiç kaldı. Bir’e yemin olsun ki; ölüm yakın. Yakındır vuslat, geldiğin yere…

Çaresi olmayan bir dert…

Lokman Hekim’in bile bîhaber olduğu bir dert…

Gül dünde kaldı…

 

Gün bîhaber gülden…

Yarına kalan koskoca bir yalan…

O yalandan var mı, haberi olan? Keyfe durdu günah, Seyre durdu dört bir cenah…

Seyre durdu izler, Neticesiz kaldı bütün analizler…

Ve bütün dehlizler Yüz tuttu kapanmaya…

Şimdi bozulan; maya Ne undan ekmek olur Ne de sütten yoğurt…

Yazan Written on: Çarşamba, 26 Temmuz 2017 Okunma 404 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Alman Bilim İnsanları Ölümden Sonra Yaşam Olduğunu Kanıtladı

Berlin’den inanılmaz bir açıklama geldi. Alman doktorlar ve psikologlar ölümden sonra yaşamın olduğunu duyurdular. Bunu da yaptıkları bir klinik deneyle kanıtladılar. Bazı formlarda ölümden sonra yaşamın olduğunu gösterdiler. Bu sonuca da, tıp profesörleri tarafından ölümle burun buruna gelmiş hastalar üzerinde yapılan bir araştırma vasıtasıyla gelmişler. Bu hastalar 20 dakika ölü kaldıktan sonra hayata geri getirilmişler.

Alman Bilim İnsanları Ölümden Sonra Yaşam Olduğunu Kanıtladı. Çalışma, gönüllü olarak başvuran 900 kişi üzerinde gerçekleştirilmiş ve 4 yıl sürmüş. Araştırma sırasında epinefrin ve dimethytryptamine karışımından meydana gelen bir ilaç da kullanılmış. Bu maddeler, ölüm ve yeniden canlanma sırasında vücudu canlı tutmaya ve olduğu gibi korumaya yarıyor.

Yazan Written on: Cuma, 21 Temmuz 2017 Okunma 412 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Neden Kanser Oluyoruz?

Palm yağı, ayçiçek yağı, Mısır özü yağı, margarin ve trans yağ içeren ürünleri kullandın. Tereyağı ve zeytinyağı tüketmedin ki organlarından biri iflas edene kadar bunları yedin.

Bulaşık makinesine deterjan ve parlatıcı koyduğunda, o deterjanı ve parlatıcıyı yediğini fark etmedin. Deterjan yerine karbonat, parlatıcı yerine sirke koyarak hem sağlıklı hem de tertemiz bulaşıkların olacağını önemsemedin.

Evde basitçe kostik ve zeytin yağını karıştırıp kalıplara dökmek ve kendi doğal sabununu yapmak dururken, gidip içerisinde bin tane kimyasal zehir olan o sabunlarla her Sabah yüzünü bedenini yıkadın. Her gün bu daha da iyi diye pazarlanan o şampuan zehirleriyle saçını yıkadın.

Evini arap sabunu gibi doğal yağlarla üretilmiş bir sabun yerine, temiz olsun diye çamaşır suyuyla sildin.O su buharlaştıkça soludun ve akciğer kanseri oldun.

Yazan Written on: Cumartesi, 01 Temmuz 2017 Okunma 639 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

ALLAH'I BİLMEK / İDRAK ADINA BİR TEFEKKÜR

" Allah'ı idrak ; idrak edilemeyeceğini idraktir. "

Hz. Ebu Bekir Sıddık ( r.a.)

"Bir eren kişiye : - Hakk'a zulüm isnadından nasıl kurtuldun ? Demişler , şu cevabı almışlar : - Hakk'ın mülkünde ondan başkasını koymadım. Cümle mülk , onun olduğuna göre , zulmü kime yapar ? Herkes mülkünü arzu ettiği gibi kullanır ! "

İsmail HakkıBursevi (k.s.)

................................................................................

Yukarıda İsmail Hakkı Bursevi (k.s.) hz. den yapmış olduğum alıntının mahiyetini bizde oluşan idrak nispetinde izah etmeye çalışalım inşaAllah :

Öncelikle Allah ismi ile işaret edileni tanımak , bilmek , idrak etmek gereklidir.Ancak bu idrak ile tüm soruların cevabı çözülebilir. Allah'ın" BİRLİĞİ " ne demek bunu çok iyi anlamak gerek.Başlangıç noktası ise Resulullah (S.A.V) efendimizin “ Nefsini bilen rabbini bilir “ hadisi şerifi uyarınca

Yazan Written on: Pazar, 11 Haziran 2017 Okunma 691 kez
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Beykozlu Hacı Hafız Muhammed Osman Akfırat Hazretleri
1881 yılında Medine’de doğmuştur. Temiz soyu Allah Rasulü’ne (s.a.v.) ır. Medineli Hacı Osman AkfıratYöre adetleri gereği, doğduktan sonra, kundak halinde, altı saat Türbe-i Saadet’te bırakılmıştır. Muhammed Osman Efendi, Kur’an-ı Kerim öğrenimine Ravza-i Mutahhare’de başlamış, ilk ve orta tahsilini de yine Medine’de yapmıştır. Hafızlık şerefini hayatının sonuna kadar korumuş, teravih namazlarını yıllarca hatimle kıldırmıştır. Çocuk denilecek yaşta babasını kaybeden Osman Efendi, bundan sonra kendisini dinî ilimlerin tahsiline vermiş, on yedi yaşında tahsilini ilerletmek için İstanbul’a gelmiş, Fatih semtindeki Çırçır Medresesi’ne girmiş, bu medresede yıllarca tahsil­den sonra icazetini almış, daha sonra aynı medresede müderris olarak göreve başlamış, hayli talebe yetiş­tirmiştir. Bir yandan da Müslümanları vaaz ve sohbetleri ile irşada başlamış, Beykoz Hacı Ali Camii’nde kırk üç yıl aralıksız vaaz ve nasihatte bulunmaktan başka, yirmi dokuz camide daha irşad görevini sürdürmüştür.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM