Tasavvuf ve Bilim
Yazan Written on: Pazar, 14 Mayıs 2017 Okunma 2849 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İnsan ruhu kötü huylardan arınmadıkça hayvan mertebesinde kalır. Hayvani ruh öfke, şehvet, kin, gurur, benlik varsa işte bu hayvani ruhtur. Hayvani ruha sahip olanın nefsi diri, kalbi ölmüştür. Eğer insan hayvani ruhu yenerse, nefsi ölü kalbi diri olur. Şimdi hangi haldeyiz diye soruyorsanız, cevabı kolaydır. Eğer yeme, içme, uyuma, şehvetten başka bir şey yapmıyorsan, ruhun hayvandır. Sövme, sayma, dövüşme, halkı incitme varsa yılansınız. Uyuma, şehvet, yalan dolan, hile, düzenbazlık varsa sen şeytansın, başka şeytan arama! Yiyorsun, içiyorsun, aldatmıyorsan, yalan söylemiyorsan, Allah’ı her an anıyorsan, hayvani sıfatlardan uzaksın, güzel ahlak sahibisin. Kendi için istediğini din kardeşin için de istiyorsan kamil insanlar mertebesindesin.

Çok uyumak gaflettir. Çok uyuyanın kalbi ölür. Hikmetlerden murat alamaz. Seherlerde uyanık olmak gerekir. Kamiller az konuşurlar. Çok konuşmak kalbi öldürür. Kalbinde sıkıntı, üzüntü varsa, kendini yorgun hissediyorsan bil ki çok ve yersiz konuşmuş olmalısın. Kamiller hikmeti çok konuşmakta değil, susmakta bulmuşlardır. Dilimizi doğru konuşmaya alıştırmalıyız.

Yazan Written on: Pazar, 14 Mayıs 2017 Okunma 2034 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

            Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş. Kadın kocasına ' Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor.' demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş.

Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah ayni yorumu yapmaya devam etmiş.

Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış 'Bak' demiş kocasına ' Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?'

Kocası: 'Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim' diye cevap vermiş.

Hayat böyle değil midir ?

Başkalarını izlerken gördüklerimiz, baktığımız pencerenin ne kadar temiz olduğuna bağlıdır. Birini eleştirmeden ve hemen yargılamaya davranmadan önce zihin durumumuza bakmak ve 'iyi' olanı görmeye hazır olup olmadığımızı fark etmek güzel bir fikir olabilir ...

Asrın mütefekkirinin de söylediği gibi
Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır

Yazan Written on: Pazar, 14 Mayıs 2017 Okunma 1521 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Hicri Takvimin (!) Ramazan ayı girdi, ve yine kimi aç – susuz kalanlarca, sakızın, sigaranın, tükürüğünü yutmanın, göz damlasının, kolonya kullanmanın orucu bozup bozmadığı, 20-25 dk. önce-sonra, imsak vakti, top atılmıştı – atılmamıştı tartışmaları da başladı geleneksel ve kaçınılmaz olarak. Diğer bir çok benzeri konuda olduğu gibi, Rasulullah’tan kalan Ruh meydanlarda olmayınca, şekil – ritüel üzerinden abartılı – takıntılı mülahazalar da haliyle boy gösteriyor özgürce.

İman edenler, yani kendisinde güven/eminlik hissi uyanmış ve toplumuna da güven/emniyet verenler; ve bunun ötesinde de Takva’ya ulaşmak, yani Allah’ın “koruması” altına da girmek isteyenlerse bu tartışmaların muhatabı, tartışmalar da onların muhatabı değil.. Çünkü, onlar Kadir Gecesine (Bknz. Kadir gecesi, Özgürleşme süreci!) ulaşabilme azmiyle, Kur’an ifadesiyle Savm (aşamalı – programlı dinginleşme çalışmaları), Sıyam (topluca, toplumca dinginleşme/takva/Kur’an ilkelerinin eğitimleri) ve İtikafa (yoğunlaştırılmış Tefekkür süreçlerine) girme gayretindeler.

Yazan Written on: Pazar, 14 Mayıs 2017 Okunma 1625 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı. Herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu.

-”Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?”

-50gm!’ …. ’100gm!’ …..’125gm’..diye öğrenciler yanıtladı.

-”Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem, ” dedi profösör, “ama, benim sorum şu ki :”Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”

-’Hiçbir şey’ diye yanıtladı öğrenciler.

-”Tamam peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?” diye sordu profesör bu kez.

-”Kolunuz ağrımaya başlardı efendim” diye öğrencilerden biri yanıtladı.

 

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 590 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Âlemi sen kendinin kölesi kulu sanma. 
Sen Hak için âlemin kölesi kulu ol.

Nefsin hevası ile mağrur olup aldanma, 
Yüzüne bassın kadem, her ayağın yolu ol.

Garazsız hem ivazsız, hizmet et her canlıya 
Kimsesizin düşkünün ayağı ol eli ol.

Allah için herkese hürmet et de sev sevil 
Her göze diken olma, sümbülü ol gülü ol.

İncitme sen kimseyi, kimseye incinme hem 
Güler yüzlü tatlı dil, her ağzın balı ol.

Nefsine yan çıkıp Kâbe’yi yıksan dahi 
İncitme gönül yıkma, ger uslu ger deli ol.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 3912 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

...

      Camiye girip güzel alnını kalbiyle birlikte secdeye koyan insan hakiki mü’midir. Nüfus kağıdından mü’min vardır, isimden mü’min vardır bir de mübarek …. Kur’an onu, o güzel alnı tefsir ediyor:

Vucûhun yevme izin nâzıretun İlâ rabbihâ nâzıreh
Alnı temiz olanlar Allah’ın cemalini görecekler, kavuşacaklar O’na.
İnsan Allah’a ahirette kavuşmaz, dünyada da kavuşur.

Her yerde hazır ve nazır olan, Hablil Verid’den, şuradaki damardan size daha yakın olan Allah’a her zaman insan kavuşur. Fakat insan nefsaniyetine uyarsa git gide uzaklaşır.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM