Tasavvuf ve Bilim
Write on Cuma, 12 Mayıs 2017 Yayınlandığı Kategori Tasavvuf

Eûzü

Euzu, insanı hakikatinden uzaklaştıran tehlikelere karşı, beynindeki Kevser havuzunun koruyucu kuvvelerine sığınmak demektir. Burada sığınılan havuz, özümüzdeki Allah esmaları havuzu olduğundan, sığınma aslında özümüzdeki Allah’a ait olan gücedir.

Kurana göre Şeytan, Haramın yenmesini, haksız kazanç elde edilmesini emreden ve öneren, kötülük, hayâsızlık ve Allah’a karşı bilmediğimiz şeyleri söylememizi emreden, bizi fakirlikle korkutan, kuruntulara düşüren, Allah’ın yarattıklarını değiştirmeyi emreden, bizleri kandırmak için bizlere yaldızlı sözler fısıldayan, bize vesvese verip, kışkırtıp kafa bulandıran, yaptığımız amellerimizle bizi şımartan, bizi azdıran, İçki (uyuşturucu) ve kumarla, aramıza düşmanlık ve kin sokmak isteyen, Allah’ı anmaktan ve O’na kulluk etmekten bizi geri durdurmak isteyen, kişiler ve güçlerdir.

Şeytanı tanımlayan en uygun ifade; “zan ve zanna dayalı söz”dür.

Euzübillahimineşşeytanirracim, şeytanın bu çabalarına karşı, Allahın varlığımdaki zati sıfat ve esmalarının kuvvelerine sığınmak demektir.

Write on Cuma, 12 Mayıs 2017 Yayınlandığı Kategori Kitap

İslam; köprüden önce son çıkışların hiç tükenmediği sistemin adıdır.

Aşk'a Yemin Olsun Ki.

Kader bestesini vicdan notasından okuyan daimi salat yaşar.

Alimler; bilmekle, Arifler; sevmekle yol aldılar.

Bilgi çoğalma genellikle “Ben Bilgisi”ni besler ve onu büyütür. Kayıtların terk edilmesi ancak ve ancak Aşk ile olur.

Aşk’a Yemin Olsun Ki,  Mehmet DOĞRAMACI bey’in son eseri.

Kitabı okuduktan sonra ne anladık, bize nasıl bir katkı sağladı ile alakalı birkaç satır karalamak istedim.

Write on Perşembe, 11 Mayıs 2017 Yayınlandığı Kategori Tasavvuf

    Yaşı 40 ve üzeri olanlar hatırlayacaktır. Din ve Ahlak Bilgisi dersleri vardı. Ahlak kısmını hiç sormayın. 
Ortaokul çocuklarına erdem, vicdan, tutum kavramları çerçevesinde felsefi bir ahlak sunulurdu ki; anlayana aşk 
olsun!.. Dine dayanmayan ahlakın ne kadar sığ, sıkıcı ve de ruhsuz olduğunu o yıllardan bilirim. Eflatun, Aristo 
gibilerden kırık dökük tercüme ile kültürümüze adapte edilmeye çalışılan konularda, insanın gönlüne hitap eden 
titreşimleri hiçbir zaman duyamadık.

Write on Perşembe, 11 Mayıs 2017 Yayınlandığı Kategori Tasavvuf

Âlemlerin Efendisi Muhammed Mustafa (sav) in, İslam açığa çıkmazdan önce bilinen en meşhur özelliği “Emin Olması” idi. O kadar ki “Muhammedül Emin” tabiri dost- düşman herkesin ona verdikleri ortak tanımlamanın birleştiği tek nokta idi.

Bugüne değin bu eminliği dışa dönük, toplumsal bir hal olarak değerlendirdik. Konunun bir de içsel derinliği olabileceğini sanıyorum hiç tefekkür etmedik.

Efendimiz (sav), her hal ve hareketinden, her söz ve fiilinden son derece emindi. Yani onda ileriye dönük kararsızlık demek olan tereddüt; gelecek korkularını yaşatan kaygı; geçmişe pişmanlık içeren üzüntü hiç tutunamadı.

Write on Perşembe, 11 Mayıs 2017 Yayınlandığı Kategori Tasavvuf

“Her hükmün zahiri, batını, matlaı vardır”hadisi şerifinden hareketle gündemimize giren hiçbir hususta zahiri inkâr etmemiz, sadece bir manayı ele alıp tek boyutu gerçek diye sunarak diğer boyutlara sırt çevirmemiz düşünülemez. Çünkü her hükmün en az, ama en az üç boyutu olduğuna dair nebevi hüküm yeterince açık.

“2012 ye doğru” başlıklı yazımızda  2012 süreciyle ilgili olarak kendi fark edebildiklerimizi kaleme aldık. Konunun pek çok veçhesi olduğu aşikâr. Uzay, dünya, astronomi ve astroloji alanında 2012 ye dair uzman değerlendirmeleri ve öngörüler şüphesiz bu anlam zenginlikleri içinde dikkate alınmalıdır. Biz, kendi penceremizden görebildiklerimizi yansıtıyoruz.

Write on Perşembe, 11 Mayıs 2017 Yayınlandığı Kategori Kıssadan Hisse

Sokakta duyduğu bir sövgüyü evde annesine söyledi. Merhamet abidesi kadın derhal mutfağa koştu ve bir kaşık acı biberi zorla çocuğun ağzına tıktı. Çocuk, ağzındaki yangının ıstırabı ile lavaboya koştu ama nafile. O gün akşama kadar kıvrandı. Henüz ilkokula giden bir çocuk için anne ne kadar gaddar davranmıştı!...

Yıllar sonra büyüyünce anlayacaktı çocuk, annesinin iyiliğini. Ne zaman kötü söz duysa, nerede argo tabir kullanılsa yüzü kızarır, o olayı hatırlardı. Dili yerli yerince kullanma edebini fakülteye değil, annesine borçluydu.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM