Tek'in seyri - Tasavvuf ve Bilim
Yazan Written on: Cuma, 11 Eylül 2020 Okunma 29 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

MEHMED ALİ HİLMİ DEDEBABA 


İstanbul’da Sultanahmet yakınlarında Göngörmez mahallesinde doğdu. Aynı mahallenin imamı olan Nûri Efendi ile Emine Bacı’nın oğludur. İlk eğitimini aile çevresinden aldı, daha sonra annesi ve babası gibi o da Aşçı Ali Baba’nın rehberliğinde Merdivenköy Şahkulu Sultan Dergâhı postnişini Hacı Hasan Baba’ya intisap ederek henüz on dört yaşında iken Bektaşîliğe girdi (1856). 1858’de Hasan Baba’nın, ardından onun yerine geçen Hacı Ali Baba’nın vefatı üzerine 1863 yılında Şahkulu Sultan Dergâhı postnişinliğine getirildi. Aynı yıl Hacı Bektâş-ı Velî Dergâhı’na giderek postnişin Hacı Türâbî Ali Dedebaba’nın rehberliğiyle ikrar alıp Bektaşî geleneği üzere mücerred oldu. İstanbul’daki irşad vazifesini yürütürken 1869’da tekrar Hacı Bektâş-ı Velî Dergâhı’na gitti, bu defa Türbedar Mehmed Yesârî Baba’nın rehberliğinde Selânikli Hacı Hasan Dedebaba’dan hilâfet aldı.

Yazan Written on: Salı, 25 Ağustos 2020 Okunma 56 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

BÜTÜN BEYİNLİ ÇOCUK

DANIEL J. SIEGEL-TINA PAYNE BRYSON

                                                                                                        UZMAN KLİNİK PSİKOLOG HATİCE SÖNMEZ

Bütün beyinli çocuk her ailenin muhakkak okuması gereken kitaplardan bir tanesidir. Bu anlamda anlam veremediğimiz kısımlara cevap bulabiliyor ve doğru yönlendirmeleri yapabiliyor oluyorsunuz. Ben kitabı okuduktan sonra çok şey öğrendim. sizler içinde faydalı olmasını diliyorum. Keyifli okumalar ?

  GİRİŞ

YIKILMAYIN, AYAKTA KALIN VE BAŞARILI OLUN: 

Ailelerin birçoğunun uykusuzluk, ev ödevleri, oyun hamuru parçalarının bambaşka yerlerden bulunuyor olması vb. başlarına gelen birçok konu sayılabilir.

Yazan Written on: Cuma, 14 Ağustos 2020 Okunma 76 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

 Müsait Zamanlar Müslümanlığı

Sorumluluklarımız hatırlatıldığında, bir görev yüklenmemiz teklif edildiğinde, genelde ilk tepkimiz, savunma refleksimiz şu ifade ile kendini gösterir:

“Ortam müsait değil…”

Müsait olamayış sadece ortamla da sınırlı değil… Toplum, sistem, çevre, konsept, konjonktür, zaman, zemin, özel durumlar namüsaitliğin nedenleri… Yani sorumluluktan sıyrılmanın yollarını çoğaltabiliriz… Nice meşgaleler, bitmez mesailer müsait olamayışımızın hazır gerekçeleri…
Bu algının geldiği nokta ise; müsait zamanlar Müslümanlığı… Tüm zamanların Müslümanlığından, ortamın müsaitliğine bağlı bir Müslümanlık… Boş vakitler uğraşısı…

Sormak gerekmiyor mu? Kulluk bir hobi mi, alışkanlık mı, adet mi ki müsait zamanlara sarkıtalım?
Evet, bu bir fantezi mi? Faraziye mi? Fuzuli bir uğraş mı? Yoksa bir fariza mı?

Yazan Written on: Pazar, 28 Haziran 2020 Okunma 176 kez
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Cennet ile müjdelenmiş olan Ehl-i sünnet vel-cemaatin dört büyük mezhebinden biri olan Şafii mezhebinin reisidir.

Adı, Muhammed bin İdris’tir. Dedesinin dedesi Şafi, Kureyş kabilesinden ve eshab-ı kiramdan olduğu için, Şafii adı ile meşhur olmuştur. Şafi’in dedesinin dedesi de Haşim bin Abdi Menaf’dır.

150 (m.767) senesinde Gazze’de doğdu. 204 (m.820)’de Mısır’da vefat etti. Kabri, Kurafe kabristanlığında büyük bir türbe içindedir.

Henüz beşikte iken babası vefat etmişti. Annesi onu iki yaşında, asıl memleketleri olan Mekke'ye getirdi. Orada büyüdü. Yedi yaşına gelince Kur'an-ı kerimi ezberledi. Bundan sonra ilim öğrenmeye başladı.

Daha küçük yaşta iken Mekke'de bulunan zamanın meşhur âlimlerinin derslerine ve sohbetlerine devam etmeye başlamıştır. Kendisi, ilim öğrenmeye başladığı bu ilk günleri için şöyle demiştir:

Yazan Written on: Pazartesi, 04 Mayıs 2020 Okunma 286 kez
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Oruç, İslam’ın şartlarından biridir. Peygamber Efendimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu:

«Allahu Teâlâ buyuruyor ki, her İyiliğe on misli karşılık verilir. Fakat oruç bana mahsustur, onun karşılığını ben veririm»

(1). Allahu Teâlâ buyuruyor: «Kendi arzu ve isteklerine sabredenler (canları istediği hâlde yapmayan­lar) hesaba çekilmezler: ecirleri, sevapları hesapsızdır»

(2). Peygam­ber Efendimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Sabır imanın yarısıdır. Oruç da sabrın yarısıdır».Ve yine buyurdu: «Oruç tutanın ağzının kokusu Allahu Teâlâ’nın indinde misk kokusundan daha güzeldir»

(3). Allahu Teâlâ buyurur «Benim kulum yemekten ve içmekten yalnız benim için el çekti: onun mükâfatını ancak ben veririm *

(4). Peygamber Efendimiz (sav) buyurdu ki: «Oruçlunun uykusu İbadettir».

Yazan Written on: Pazartesi, 06 Nisan 2020 Okunma 255 kez
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Şebnem dergisi yazarlarından Ebrar Çıtraz’ın kaleminden yavrusunu kaybetmiş anaların öyküsü, misk ü amberini yitirmiş âhuların öyküsü ve Mesnevi’de geçen Yahudi padişah ile hilekâr vezirinin hikâyesi.

Bir hazin öykü bu, bir hazanın öyküsü... Sonbahar yağmurlarıyla sararmış yaprakların öyküsü, çetin kışlar ile yıkılmış ağaçların öyküsü… Yavrusunu kaybetmiş anaların öyküsü, misk ü amberini yitirmiş âhuların öyküsü…

Yâ Rasûlallah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-… Sen vardın zamanların her birinde, Hazret-i Âdem ile başlayıp, İsrafil -aleyhisselâm-’ın üfleyeceği Sûr ile tamamlanacak bir rüyanın her anındaydın… Nûrun dolaştı nefes nefes en kıymetlilerden; rûhun dolaştı hakikati yüreğine kuşanmış yiğitlerin yüreklerinden ve takdir edilmiş gün gelince Sana ulaştı…

 NASİPLİ OLANLAR GÖRDÜ

Nasipli olanlar gördü Seni, istidatlı olanlar kokladı gül râyihanı, kalbi olanlar sürdü izini, aşkla yananlar ölmedi, tıpkı Senin gibi…

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM