Aynalı oda

Yazan Write on Cuma, 12 Mayıs 2017 Yayınlandığı Kategori Blog Okunma 3420 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Uzun zamandır beklenen kar yağışı etrafı bembeyaz yapmış. Gece vakti her şeyi karanlık bir örtüyle, örterken kar her yeri bembeyaz bir örtüyle örtmüştü.  Tüm canlılık tatlı bir uykuya dalmıştı…

Pencereden etrafı seyreden Ahmed böyle düşüncelere dalıp etrafı seyrediyordu. Koskoca köşkte tek başına yaşıyor ve bildiği tek arkadaşı kendisiyle muhabbete koyulmaya başlamıştı...

-Merhaba

-Merhaba

-Bugün nasılsın Ahmed?

-Nasıl olduğumu bildiğin halde neden soruyorsun?

-Muhabbet etmek isteyen sen değimliydin?

-Evet bendim!

-Senin her şeyini biliyorum. O zaman nasıl muhabbet edebiliriz ki?

-Doğru diyorsun. İyi olmaya çalışıyorum diyelim o zaman.

-Etrafta ne kadar çok kitap var. Hepsini okudun mu?

-Okumasına okudum denilebilir. Fakat gerçek manada okuduklarımın ruhunu kavrayabiln mi diye soracak olursan çok zor.

-Ne demek istiyorsun ?

-Okumak ayrı okuduğunun ruhunu kavramak farklı şey.

- Peki, okuma konusunda aynalı Oda sana yardımcı olmuyor mu?

-Tabikî çok faydası oluyor. Ama aynalı odaya her girdiğimde kendimi karakterime çok kaptırıyorum. Bu durum da bana çok acı veriyor!!!

-Uzun zamandır aynalı odaya uğramama nedenin bu içinde bulunduğun korku mu?

-Evet.   Nasıl ki Ateşe elini sokan küçük bir çocuk ömür boyu ateşten uzak kalması gerektiği bilgisine ulaşınca ateşten uzak durmaya çalışıyorsa, bende aynalı odaya her girdiğimde bana ateşe dokunuyormuşum gibi geliyor!!!

-Okumak istiyorsan Aynalı odaya girmek zorundasın. Sadece kendini rolüne fazla kaptırma her zaman farkında olmaya çalış o an yaşadıklarının bir hayal olduğunu ve bir eğitim içinde olduğunu unutma yeter.

-Zaten bu  olay kitaplarda yazıyor. Fakat o kadar gerçek ki insanın hayal olduğuna inanası gelmiyor. Helede tüm çevren bunun gerçek olduğunu zannederek yaşıyorsa.

-Hadi kalk aynalı odaya gidiyoruz.

-Peki.

Ağır adamlarla uzun zamandır uğramadığım çatı katına doğru ilerlemeye başladım. Bir an dünyasından ayrılmak istemeyen anne karnındaki bir çocuk gibi hissetmiştim kendimi.

Tekrar çocukluğuma o saflığıma zihnimde hiç bir kilidin olmadığı o döneme geri dönmeyi ne kadar çok isterdim…

Bu şekilde düşünürken çatı katına çıkmış kapıdan içeri girmiştim.

Etrafta gene farklı şekilde gösteren, farklı  boyda, şekilde, renkte, aynalar vardı . Derin bir nefes çekerek aynanın birinin önen doğru ağır adımlarla yürümeye başladım.

Kendimi bir cami içerisinde buldum. Etrafta birkaç tanıdık yüzde görüyordum. En azından bu sefer kendimi insan şeklinde bulmuştum. Bu tandık vücut ve âlem beni biraz olsun rahatlatmıştı…

Etrafta bir kargaşa olduğunu fark ettim. Herkes sağa sola doğru koşuşturuyordu. Yenilmez ve korkunç bir yaratığın insanları avladığını ve yediğinden bahsediyorlardı.  Bende hızla uzaklaşmaya başladım bulunduğum yerden.  İçimi inanılmaz bir korku kaplamıştı heyecandan kalbim yerinde fırlayacakmış gibi oldu.  Ayaklarım artık söz dinlemiyor birbirine dolanıyordu.   Arkamı dönmeye çok korktum sanki nefesi ensemde hissediliyordu.  Tam bu sırada yaratığı gördüm. Yeşil renkli  iri bir insan vücuduna benzeyen ve çok çirkin bir suratı vardı. Saçları siyah ara ara dökülmüş yüzünü kapatıyordu. Ellerim ayaklarım boşaldı ne yapacağımı bilemedim o kadar korkunçtu ki bir an olsun öleceğim sandım orda.  Yaratık, o sırada koşuşturan insanlara doğru yöneldi.

Yanımdakilere bu nedir nerden geldi gibi sorular soruyordum o sırada bana cami içindeki insanlara dokunmuyormuş dedi.  Bende en yakın camiye doğru hiç tereddüt etmeden koştum etrafta ne bir evim nede kalacağım başka bir yer vardı. Camiye doğru giderken bu seferde insanların cami içerisinde mahpus kaldıklarını yaratığın her gün bir kişiyi yemeye razı olduğunu söylediler Aksakallı güzel bir yüzlü insan içeri girenin dışarı çıkamayacağını sadece ölmek isleyenlerin buraya girebileceklerini söyledi.

Kendi kendime neden böyle bir anlaşma yapılsın ki dedim…

Cami içerisine korkumdan giremedim ama içerdeki insanların dışarı çıkartılmaması beni çok üzmüştü

Bu yaptığınız haksızlık neden dışarı çıkmalarına izin vermiyorsunuz. Onlar ölse bile sonunda kazanacak olanlar onlardır siz ise bu yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz. Siz korkunuzdan bir yaratığa boyun eğiyorsunuz. Ağzıma geleni bağıra çağıra söylüyordum. Ölmekte istemiyordum ölüm korkusu sarsmıştı her tarafımı ama şimdi yapılan haksızlık karşısında her şeyi unutmuş bu yapılan yanlışlığın düzelmesini istiyordum.

O sırada camiden bir üstat çıktı kolumdan tutup benimle beraber gel dedi. Bende hiç tereddüt etmeden onu takip ettim

Karanlık, ancak tünelin ucu hafif aydınlık ve altından siyah bir su akan bir yoldan geçtik.

Tünel çok uzundu karşıya geçtiğimizde bu yaratık çıktığı yer buralara çok yakın dedi.

Ama onun işi şimdi başkaları ile dedi. Bizi rahatsız etmez buralarda gözükmeden bir an önce kalacak bir yer bulmalıyız dedi. Onu takip edip bir tanıdığın evine girdik. Eve girdiğimizde ev sahibi bizi iki metre karelik bir odaya aldı.  Evdekiler çok misafir perverdi. Önümüze tatlı olarak mavi ve sarı renkli kadayıfa benzer bir tatlı koydular.

Daha sonra bir arkadaş daha geldi. Üstad bu kadar küçük bir alana hepimiz sığmayız dedi.

Dışarıda gezen yaratık olduğu ve başka gideceğim hiçbir yerin olmadığını bildiğim halde hiç düşünmeden ben giderim dedim.

Bir an düşündüm dışarıya gitsem nereye gidecektim ki  artık hiç bir yer güvenli değildi.

Üstat hayır dedi sonra gelen arkadaş gidecek dedi hiç itiraz etmeden oda ayağa kalkıp odadan ayrıldı.  O sırada bir köşeye sıkıştırırdık arkadaşı diye düşünyordum. Fakat çok geçti artık arkadaş odaya geç gelmişti. Bir şekilde bizimle birlikte gelmesi gerekiyordu.Geç kalmanın ertelemenin ne kadar kötü olduğunu artık daha iyi görebiliyordum.

1.Bölüm  2.Bölüm 3.Bölüm 4.Bölüm

Son Düzenlenme Cumartesi, 01 Temmuz 2017 04:22

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM