Çiğ damlası

Yazan Mehmetsirin Write on Perşembe, 11 Mayıs 2017 Yayınlandığı Kategori Blog Okunma 2042 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Sabahın henüz çok erken saatlerinde pencereden dışarı bakınıyorum.

Olabildiğince derin bir nefes alarak soğuk ve dingin havayı solumaya başladım.

Bir süre boyunca sessizliği dinlemeye koyuldum.

-Bu sabah diğerlerinden farklı olacak mıydı sence!

Güne başlarken kendimle konuşmayı adet edinmiştim.

 -Merhaba

-Merhaba

-Üzün süredir aynalı odaya gitmiyorsun.

-Evet

-Ne zaman çatı katına doğru adımlarımı atsam bir şey beni geri itiyor.

-Şayet aynalı odaya gidersem,  oda bana çok acı çektirecekmiş gibi geliyor.

 -Evet, en son denemende basamaklarda takılı kalıp baya bir gözyaşı dökmüştün.

-Sürekli birkaç basamaktan sonra kırılan ümidim geri dönmeme neden oluyordu.

-Bu sabah tekrar denemeyi düşünüyormusun.

-Evet, kararlıyım inşallah.

-Bu sabah basamakları aşıp aynalı odaya gitmeyi düşünüyorum.

Yavaş yavaş düşünceli bir şekilde çatı katındaki aynalı odaya doğru tozlanmış basamaklarda ilerliyordum.  İçimde tekrar bin bir düşünce ile dolmaya başladım.  Geri dönemezsen hem bu alemlerde dolaşmak senin neyine, acı çekmek hoşuna mı gidiyor?

Her şeyi olduğu gibi bırak eski yaşamında dön diye bin bir türlü düşünce geçiyordu. Kafamı içi sanki savaş alanı olmuştu gene...

Her basamağa sığan yüzlerce düşünceden sonra kapı tokmağına elimi uzattığımı fark ettiğimde düşüncelerimden sıyrıldım sanki yeni uyanmış gibiydim.

Kaç yıl olmuştu buraya kadar gelebilmem gerçekten bizim için çok büyük bir başarıydı birden sessizlik çöktü hiçbir düşünce artık yoktu.

Mutlak bir sessizlik sadece tokmağa dokunmak demek ki yetiyormuş dedim.

Usulca kapıyı araladım. Her tarafta çeşit çeşit boy boy aynaların olduğu odaya doğru adımımı attım.

Aynanın birine doğru yürürken mutlak sessizlik çok hoşuma gitmişti.

 Neden bu kadar zamandır buraya ayak basamadığıma şaşırdım.

O sırada aynanın artık içine doğru yolculuğa çıkmaya başlamıştım.

Bir parkta olduğumu fark ettim.

Bankta oturduğumu sanıyordum. Ama daha dikkatli bakınca bu seferki şeklimin bir su zerresi olduğunu fark ettim.

Etrafta bana benzeyen bir sürü çiğ tanesi vardı. Hepsi aralarında sürekli konuşuyordu.

O kadar çok konuşan olmasına rağmen kime odaklansam onu duyabiliyordum.

Ne kadar mesafe olursa olsun odaklandığım sesi gayet iyi duyabiliyordum. Telepatiye benzer bir durumdu.

O kadar çok çiğ tanesi topluluğu vardı ki buna çok şaşırmıştım.

Aralarına kendilerini sınıflandırmışlardı. Benim yanımda olan topluluk bankın üstündekileri oluşturuyordu.  Başka bir topluluk ise ağaç yaprakarındaydı.

Her bir çiğ tanesi başka bir kavmi oluşturuyordu.

O kadar çeşit topluluk olması bende şaşkınlık yaramış daha sonra biri benimle konuşmaya başladı.

-Merhaba

-Merhaba

Haksızmıyım ama, en güçlü ve yukarda olan topluluk biz değil miyiz?

Aşağıda otların üstündekileri görebiliyor musun?

Onlar bizden aşağıdalar, görüyorsun değilmi.

Biz daha üstünüz sence de öyle değil mi?

Biz yüksekteyiz diğerleri aşağıda bu yüzden Allah bizi diğerlerinden üstün kılmıştır!

Bu apaçık bir gerçek değil mi?

Diğer taraftan ağaç yapraklarında bir ses hemen söze karıştı hayır.

Biz daha üstünüz sizden daha yukardayız derken her kafadan bir ses çıkmaya başladı.

Konudan konuya o kadar hızlı geçiliyordu ki. 

Bazen hangi konudan konuştuğumuzu bile unutuyorduk. Neden tartıştığımızı bile bilmeden tartışmak! Ne büyük gaflet.

Yanımdaki birden başka bir konuya atlad.

Bence bizden başka bilinçli varlık olacağını sanmıyorum.

Bende niye öyle düşünüyorsun dedim.

Baksana dedi bu kadar çok sayıda hiç varlık var mı etrafta gerçekte de dediği gibi gözün alabildiği kadar çiğ tanesi vardı etrafta .

Ama dedim belki bizim algılamamızdan çok daya farklı boyutlarda yaşamlar olabilir.

Hayır olamaz. Olsa bizimde haberimiz olurdu herhalde dedi.

Derken başka biri söze karıştı.

Biz sonsuza kadar var yaşayacağız gibime geliyor baksana yılardır buralardayız dedi.

Sabahın erken saatleri henüz şafağın sökmeye yakın olmasına rağmen onlara bu kısacık zaman yıllar gelmişti.

Yaşamları güneşin çıkmasına kadar olmasına rağmen sonsuzluk hakkında konuşup duruyorlardı. Bence ölüm diye bir şey var o yüzden şimdiden keyfimize bakalım nasıl olsa hepimiz ölüp yok olacağız. Bazıları da hayır bence ölüm yok sadece dönüşüm var diyerek aralarında gene tartışmaya başladılar.

Bende onları dinliyordum.  Tam o sırada yanımdaki çiğ tanesi sen ne düşünüyorsun dedi.

Ölümden sonra yaşam var mıdır?

Evet, olmaz mı dedim. Hiçbir şey yok olmaz sadece dönüşüm vardır.

Hemen söze karışan biri peki bunu hiç gören oldu mu dedi!

Gören başka bir boyuta geçtiği için artık bu boyuta geri dönme gibi bir şey söz konusu değil...

O sırada yavaşa şafak sökmeye başlamıştı.  

Birden bin bir türlü ses çıkmaya başladı. Her çiğ tanesi karşısındaki yansımaları görmüştü.

Yansımalarını görmüş bir birlerine etrafta hangi nesneyi yansıtıyorlarsa onla çağırmaya başlamıştı. Bir çiğ tanesi diğerine;

Merhaba ağaç dedi.

Bir diğeri merhaba güneş dedi,

Bir diğeri merhaba ağaç dedi herkes kendisinden yansıyan cismi kendisi sanmaya başlamıştı artık.

 Bunu gördüğüm de ;
Hayır siz sadece yansımalardan  ibaretesiniz nasıl ağaç bank yada güneş olabilirsizinki ..

 Onlarda saçmala baksana bize ne görüyorsun!

Gözlerimize mi sana mı inanacağız.

Zaten geldiğinden beri tek doğru söz bile söylemdendin!

Yok, ölümden sonra yaşam var yok yansımasınız saçmalık bunlar.

Yapraktakilerin ömrü sonlanmaya başlamıştı bile çünkü artık güneş kendisini iyiliden iyiye göstermeye başlamıştı.

Güneşin yükselmesiyle bazı çiğ tanelerindeki yansıma şeklilleride iyice belirginleşmişti.

Bakın! Gördünüz mü en güzel ve en büyük biziz çünkü biz güneşiz diye hep bir ağızdan bağırdılar.

Artık söz bitmiş yavaş yavaş zerreler kaybolmaya başlamıştı.

Çiğ damlalarının bir bir kaybolmaları hepsinde bir korku ve ümitsizlik hali oluşturmuştu.

Yanımdaki çiğ tanesi irkilerek bana doğru baktı.

Acaba haklı olabilir misin?

Gerçekten de öldükten soran yaşam var mıdır?

Tatbikî var dedim.  Sadece Allah iman edin yeter!  Bize bazı bilinçli zerreler hep söylüyordu aslında ölüm sonrası yok oluşun olmadığını sadece dönüşüm olduğunu. Senden önce onları sürekli dalgaya alıyorduk hatta bazılarına karşı savaş bile veriyorduk.

Allah biz ’ide affeder mi bu kadar şey yaptıktan sonra.

İnşallah affeder yeter ki niyetlerinizde samimi olun. Samimi bir şekilde Allah’a yönelin ve ondan özür dileyin hatalarınızla yüzleşin.

Sadece tek bir varlığın var olduğunu yaptıklarınızdan pişman oluğunuz kalbinizle ve dilinizle söyleyin. Şüphesiz affedenlerin en güzeli Allah’tır inşallah affedecektir.

Bir çok zere hep birden

İman ettik dediler

O sırada inanmayanlar toprak altına doğru çekiliyorlardı.

İnanların gökyüzüne doğru çıktıklarını artık görebiliyordum.

Güneşin ısısı bana çok acı vermeye başlamıştı artık iyiden iyiye bir yerde bir gökyüzündeydim.

Derken sıra bana gelmiş güneşin ısısı beni yakmaya başlamıştı artık.

Aşağıya doğru baktığımda zerrelerin gözünde bazılarında korku vardı.

 Artık eskisi gibi çok ufak zerre olmaktan çıkmıştık koskoca bir bulut olmuştuk artık. Sabit bir noktada kısıtlı yaşamımızı anımsadık hep birden bazılarından bir iki damla gözyaşı aktı yağmur olup gökyüzünde dağıldılar.

Herkes mutluydu nasıl bir varlığa dönüşmüştük herkes birbirine güzel sözler söylüyordu.

Artık Sevgi tek değer yargısıydı. Başka hiçbir duyguya yer yoktu sevgiyle süzülüyorduk gökyüzünde. Hep bir ağızdan Allah’a şükür ettik.

Dua ve Himmetle

Vesselam

                                                                                                                                                                                        Mehmetsirin

                                                                                                                                                                                        17.06.2012

1.Bölüm  2.Bölüm 3.Bölüm 4.Bölüm

Son Düzenlenme Pazartesi, 12 Haziran 2017 21:53
Bu kategorideki diğerleri: « Evet & Hayır Bir Rüya »

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM