Write on Cuma, 12 Mayıs 2017 Yayınlandığı Kategori Kıssadan Hisse

Bir gün bir zat, meydan görmüş bir zâtın evine giderek:

"Hüvel evvel hüvel âhir hüvezzâhir hüvelbâtın" âyetini okur, sonra da o zâta: "Bu bir âyet midir?" diye sorar. O zât da "Evet âyetdir" cevabını veir.

Sâil:
"Nasıl olur? " Burada Allah zâhir olduğunu söylüyor. Ya'ni âşikar olduğunu i'lân ediyor. Ben ise öyle bir şey göremiyorum, binâen'aleyh
âyet değildir" der.
O zât da hemen yerinden kalkarak lâmbaya püf der dinlendirir, ya'ni söndürür. İkisi de zifiri karanlıkda kalınca sâile:
"Şimdi beni görüyor musunuz ? Ve buradaki eşyâları iyice teşhis edebiliyor musunuz ?" diye sorar.
Sâil:
"Hayır."
"Neden göremiyorsunuz?"

Write on Cuma, 12 Mayıs 2017 Yayınlandığı Kategori Kıssadan Hisse

ADAM OLMADAN BÜYÜK HUZURA GİRİLMEZ

Vaktiyle ufak esnafdan Muvaffak isminde selbet-i diniyye eshabından bir zat, az alışverişinden, dişinden, tırnağından artırdığı para ile bir hac parası biriktiriyor. Hac yoluna çıkacağına bir gün kala dükkânında meşgul iken bir hamile kadın masum bir çehre ve afifane bir tavırla bir şey talep eder gibi dükkânın önünde duruyor.

Muvaffak, kadıncağızın o şekilde duruşundan bir şey söyleyeceğini hissederek:

“Hanım, bir arzunuz mu var?” diye soruyor, kadıncağız:

“Ah efendi amca, şu karşıdaki evde bir yemek pişiyor, kokusunu aldım, çok imrendim, çocuğumu kaybedeceğim, ne olursunuz bana bir lokma isteyemez misiniz?” diye ricada bulunuyor.

Attar Muvaffak, hemen dükkânından fırlayarak doğru karşısındaki komşusunun kapısını çalıyor, kapıyı açanlar ne istediğini sorduklarında, Muvaffak efendi:

“Aman şu pişirdiğiniz yemekten bir tabağa iki lokma koyunuzda bana veriniz” diye ricada bulunuyor.

Write on Perşembe, 11 Mayıs 2017 Yayınlandığı Kategori Kıssadan Hisse

GEL SANA EVLİYADAN BİRİNİ DAHA GÖSTEREYİM

Vaktiyle irfan âşığı bir zât, çok hürmet etdiği kemâlli bir zâta:

... "Bana ermiş bir velî gösterebilir misin?" diye yalvarmış.
O zât da:
"Haydi sokağa çıkalım, istediğini sana göstereyim" demiş.
Sokağa çıkmışlar, kâmil olan zat bir kasap dükkânına uğramış bir okka et kesdirmiş, eti eline alır almaz:
"Bu et yağlı" demiş, beğenmemiş.
Kasap bir daha kesmiş, bu sefer de "Çok yağsız verdin" demiş yine beğenmemiş. Kasap bir daha kesmiş, bu def'a: "İyi amma çok kemikli oldu" demiş, reddetmiş. Hulâsa bir koyunu parça parça yaptırdıkdan sonra "Beğenemedim bugün et alamayacağım" diyerek dükkândan çıkmışlar,kasap da:
"Kusura bakmayın size lâyık et yapamadım" diye özür dilemiş.
Kâmil olan zât, yanındaki zâta dönerek: 

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM