Tek'in seyri - Tasavvuf ve Bilim
Yazan Okunma 966 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Safer ayı ve Müslüman saati "Safer Ayında Uğursuzluk Yoktur"

Aylara, günlere bakışı insanın şahsiyetini belirler. Bu sebeple Müslüman, zamana bîgâne değildir. Muharrem'den, Safer'den, Rebîü'l-evvel'den bana ne, bu aylara niçin hürmet edecekmişim ki diyemez, zira Allahu Zü'l-Celâl ve Tekaddes Hazretleri, dîn-i mübîne tetâbuk eden ve Allah Teâlâ'yı hatırlatan her şeye Allah (c.c.) için hürmet etmeyi övmüş ve tavsiye etmiştir. Pek tabiîdir ki, Cenâb-ı Hakk'ın tavsiyesi kullar için emirdir, hatta emirden de ötedir.

Saferü'l-hayr buyuruyor Fahr-i Kâinât Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Müşrikler Safer ayını uğursuz sayarlarmış. Rasûl-i Kibriyâ Efendimiz şöyle buyuruyor: “Eşyada uğursuzluk yoktur, Safer ayında uğursuzluk yoktur, baykuşun ötmesinde bir uğursuzluk yoktur. Devamını Oku

Kaynak:Sufiworld.com

Yazan Okunma 884 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Ve anneler çocuklarına "suyu kana kana içme" derlermiş.

İslam medeniyetinde ayların, günlerin ayrı bir ehemmiyeti vardır. Muharrem ayı, bilhassa içerisinde barındırdığı "Aşûra Günü" diye de anılan, pek çok mucizelere, tecellilere, sıkıntılardan kurtuluşa vesîle olan 10 Muharrem günü ile Müslüman zamanında mühim bir yere sahiptir.

Hz. Adem (a.s.)'in 10 Muharrem'de tevbesi kabul olunmuş, Nuh (a.s.) ve gemisi bu günde tufandan kurtulmuş, İbrahim (a.s.) Nemrud'un ateşinden, Yûnus (a.s.) balığın karnından, Mûsâ (a.s.) Firavun'un zulmünden kurtulmuş, Îsâ (a.s.) bu günde göğe yükseltilmiştir.

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bu ayda oruç tutması, tutulmasını teşvik etmesi, âdetâ Müslümanları gelecek günlerde çekilecek sıkıntılara hazırlamıştır. Devamını Oku.

Kaynak:sufiworld.com

Yazan Okunma 3324 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur
Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur
Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından
Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat
En müstesna doğuşa hamiledir kainat

Yıllardır boz bulanık suları yudumladım
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

Hasretin Alev alev içime bir an düştü
Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü

İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin
Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla
Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin
Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla

Yazan Okunma 2534 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İsmail Ankaravî Dede

Minhacü'l Fukara adlı eserden

Merâtib-i sülûk (Sülûkun mertebeleri) ve Yüz Mertebe

Bu kısım on bâb üzere meydana getirilmiştir.

Ve her bâb onar dereceye şâmildir.

  1. DERECE: YAKAZA (Uyanık Olma Hali)

Hak Teâlâ bir hadis-i kudsî'sinde Davud (as)'a hitaben şöyle buyurdu:

"Ey Davud! Uyanık ol... Din kardeşine karşı yumuşak davran. Sana, benim isteğim doğrultusunda itaat etmeyene ve seninle muvafık olmayana dost ol ma.

Çünkü o senin düşmanındır."

Buradaki yakazadan (uyanıklıktan) murad, gaflet uykusundan kurtulmaktır. Ve cehaletten berî olmaktır.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM