Tek'in seyri - Tasavvuf ve Bilim
Yazan Written on: Pazartesi, 06 Nisan 2020 Okunma 258 kez
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Şebnem dergisi yazarlarından Ebrar Çıtraz’ın kaleminden yavrusunu kaybetmiş anaların öyküsü, misk ü amberini yitirmiş âhuların öyküsü ve Mesnevi’de geçen Yahudi padişah ile hilekâr vezirinin hikâyesi.

Bir hazin öykü bu, bir hazanın öyküsü... Sonbahar yağmurlarıyla sararmış yaprakların öyküsü, çetin kışlar ile yıkılmış ağaçların öyküsü… Yavrusunu kaybetmiş anaların öyküsü, misk ü amberini yitirmiş âhuların öyküsü…

Yâ Rasûlallah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-… Sen vardın zamanların her birinde, Hazret-i Âdem ile başlayıp, İsrafil -aleyhisselâm-’ın üfleyeceği Sûr ile tamamlanacak bir rüyanın her anındaydın… Nûrun dolaştı nefes nefes en kıymetlilerden; rûhun dolaştı hakikati yüreğine kuşanmış yiğitlerin yüreklerinden ve takdir edilmiş gün gelince Sana ulaştı…

 NASİPLİ OLANLAR GÖRDÜ

Nasipli olanlar gördü Seni, istidatlı olanlar kokladı gül râyihanı, kalbi olanlar sürdü izini, aşkla yananlar ölmedi, tıpkı Senin gibi…

Yazan Written on: Perşembe, 26 Mart 2020 Okunma 341 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Daha çok şiirlerinde kullandığı Rûşenî mahlasıyla tanınmaktadır. Asıl adı Ömer, lakabı Dede, künyesi Ali ibnü binti Umur Bey’dir. Babası hakkında bilgi bulunmadığı gibi anne tarafından dedesi olan Umur Bey’in de hangi Umur Bey olduğu belli değildir. Hayatıyla ilgili en geniş bilgiyi veren son devir kaynaklarından Tuhfetü’l-mücâhidîn’e göre dedesi, Yıldırım Bayezid’in emîrlerinden Kara Timurtaş Paşa’nın oğlu Gazi Umur Bey’dir (vr. 284a); ancak Lemezât’ta Aydın oğlu Umur Bey olduğu belirtilmektedir (vr. 246a). Kendi ifadesine göre Aydın-ili’nden olan ve bu sebeple Rûşenî mahlasını kullandığını belirten şairin dedesinin, bölgede Osmanlılar’dan önce hüküm süren Aydınoğulları sülâlesinden elli yıl ara ile beylik yapan iki Umur Bey’den biri, kuvvetli bir ihtimalle de birincisi olabileceğini kabul etmek daha uygun görünmektedir. Nitekim Rûşenî, günümüzde İzmir ile Aydın vilâyetlerinin yer aldığı Aydın-ili bölgesinin o zamanki belli başlı merkezlerinden Güzelhisar’a bağlı Tire’den olduğunu belirtmektedir.

Yazan Written on: Salı, 14 Ocak 2020 Okunma 275 kez
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Her kim Hakk'ın rızâsını ararsa
Muktezâsı bil ki onda gizlidir
Şer'a uygun akla yakın ne varsa
Hakk rızâsı belki onda gizlidir

Kul dâimâ Hakk emrini tutmalı
Emr-i ma'rûf nehy-i münker etmeli
İhlâs ile doğru yola gitmeli
Hakk rızâsı belki onda gizlidir

Zâhir bâtın mü'min temiz olmalı
Gusül edip abdestini almalı
Fevt etmeden namâzını kılmalı
Hakk rızâsı belki onda gizlidir

Gel ey kardeş cemâ'ate devâm et
Hakk Resûl'e salât ile selâm et
Doğru konuş hep hayırlı kelâm et
Hakk rızâsı belki onda gizlidir

Oruç ile terbiye et nefsini
Terk et gayrı hevâyı hevesini
Tevhîd ile süsle her nefesini
Hakk rızâsı belki onda gizlidir

Muktedirsen haccı ihmâl eyleme
Zekât da ver borcu imhâl eyleme
Kul hakkını zinhâr ihlâl eyleme
Hakk rızâsı belki onda gizlidir

Yazan Written on: Cuma, 20 Aralık 2019 Okunma 496 kez
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

NECMEDDİN KÜBRA’NIN “ON ESAS”INDA TEVHİD DÜŞÜNCESİ

Özet

Bu makalede İslâm’da vahdet inancının, tasavvuf geleneği ve onun usullerine ne şekilde yerleştiği ve bu usuller çerçevesinde İslâm itikadının temeli olan vahdet inancının kişide oluşturacağı nefsanî, ahlakî etkileri gösterilmeye çalışılmaktadır. Tevhid anlayışının sadece bir inanç olarak bilinmesinin yeterli görülemeyeceği, aynı zamanda tecrübe edilmesi gerektiği fikriyle oluşturulan esasların, bu inancı nasıl tecrübe edilmesi gerektiğini öğretmesi hususu makalenin ana konusudur. Her türden Müslüman davranışında aranılması gereken temel inanış tevhittir. Davranışlarımız, inancımızın tecrübesiyle yoğrulmuş ve onun etkisinde olmalıdır. İnandığını söylediği şekilde yaşayabilmenin gereği için ne türden bir yol izlenmelidir?

Yazan Written on: Çarşamba, 18 Aralık 2019 Okunma 640 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Mehmet Cemal Öztürk, uzun yıllardır bir İstanbul tarikatı olan Cerrahilik üzerine çalışıyor. Ketebe Yayınları’ndan çıkan “Cerrahilik, Pir Nureddin-i Cerrahi ve Cerrahi Tarikatı” adlı eseriyle meseleye geniş oylumlu bir katkı sağlayan Öztürk’le tarikatları, tarikat kültürünü ve Anadolu’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada varlığını hala sürdüren Cerrahilik’i konuştuk. Bu odur.

SÖYLEŞİ: YUSUF GENÇ

İstanbul’da 40 kadar tarikatın merkez tekkesi olan “âsitâneler” bulunmaktadır. Ancak bu tarîkat pîrlerinden “nefs-i İstanbul” denen Suriçi’nde doğup, yaşayıp, irtihâl eden tek pîr Nûreddîn-i Cerrâhî hazretleridir. Seyyid Ahmed Raûfî ile Mehmed Nasûhî hazretleri de Üsküdarlıdırlar. Bu üç pîr dışındaki pîrler, İstanbul dışında doğmuşlar, bilâhare İstanbul’u teşrif etmişlerdir.

Yazan Written on: Cuma, 13 Aralık 2019 Okunma 415 kez
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Tam adı Abdülvehhâb el-Ümmî el-Elmalî el-Halvetî olup, daha çok Vâhib-i Ümmî ismiyle tanınmıştır. Bugünkü Antalya ilinin Elmalı ilçesinde doğan Vâhib-i Ümmî’nin doğum târihi kesin olarak belli değilse de Dîvân’ında ihtiyarlıktan şikâyet etmesine bakılırsa, uzun bir ömür sürdüğü anlaşılmaktadır. Evli ve iki çocuk babası olan mutasavvıf-şâirimiz, H. 1004 / M. 1595’te memleketi Elmalı’da vefat etmiştir. Bugün, Pınarbaşı mevkiindeki türbesi, hâlen bir ziyâret yeridir. Vaktiyle eğitim ve irşad faâliyetlerini sürdürdüğü –bugün medfun bulunduğu mezarının bitişiğindeki– hankâhı, türbesiyle birlikte 1925 yılında dönemin Vâridât-ı Husûsiye (Mal Müdürlüğü) memuru tarafından yıktırılmıştır. Ancak sonradan tekrar ahşap olarak yaptırılmış olan türbesinde, kendisiyle birlikte eşi ve iki çocuğunun mezarları da bulunmaktadır.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM