Tasavvuf ve Bilim
Write on Cuma, 12 Mayıs 2017 Yayınlandığı Kategori Blog

Bu akşam her zamankinden çok daha gürültülü ve sıkıcı bir gün geçiriyordum. Kendi sesimide uzun süredir duyamıyordum. Koskoca gezegenimde yapayalnızdım.  Bu düşünceler birer kara bulut gibi güneşimi örtmüşlerdi. Bu kadar ince ve hafif bir şey nasıl olur da benim dünyamı karartırdı hiç bilemiyorum.  Zihinim durmadan yeni düşüncelerle karşıma çıkıyordu. Bundan dolayı içim sıkılıyordu. İç sesimi özlemiştim. Neden artık benle konuşmuyordu ne olmuştu da beni kendi halime bırakmıştı.

Biraz bahçeye çıkayım dedim. Çıkış kapısına doğru yöneldim. Karanlık her şeyi gizliyordu. Loş ışıklarla ancak önümü görebiliyordum. Hava çok soğuktu ama içim ateşler içindeydi. Zihnimden çıkan kuru kalabalığı artık dinlemek islemiyordum. Cırcır böceğin sesine odaklandım. Bir süre derin nefes alıp vermeye başladım. O sırada iç sesim tekrar geri dönmüştü.

-Selam

-Selam

-Seni çok özledim, uzun süredir etrafta yoktun.

-Evet

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM