Editor

Editor

Web sitesi adresi: https://www.tekinseyri.com
Write on Cuma, 11 Eylül 2020 Yayınlandığı Kategori Tasavvuf

MEHMED ALİ HİLMİ DEDEBABA 


İstanbul’da Sultanahmet yakınlarında Göngörmez mahallesinde doğdu. Aynı mahallenin imamı olan Nûri Efendi ile Emine Bacı’nın oğludur. İlk eğitimini aile çevresinden aldı, daha sonra annesi ve babası gibi o da Aşçı Ali Baba’nın rehberliğinde Merdivenköy Şahkulu Sultan Dergâhı postnişini Hacı Hasan Baba’ya intisap ederek henüz on dört yaşında iken Bektaşîliğe girdi (1856). 1858’de Hasan Baba’nın, ardından onun yerine geçen Hacı Ali Baba’nın vefatı üzerine 1863 yılında Şahkulu Sultan Dergâhı postnişinliğine getirildi. Aynı yıl Hacı Bektâş-ı Velî Dergâhı’na giderek postnişin Hacı Türâbî Ali Dedebaba’nın rehberliğiyle ikrar alıp Bektaşî geleneği üzere mücerred oldu. İstanbul’daki irşad vazifesini yürütürken 1869’da tekrar Hacı Bektâş-ı Velî Dergâhı’na gitti, bu defa Türbedar Mehmed Yesârî Baba’nın rehberliğinde Selânikli Hacı Hasan Dedebaba’dan hilâfet aldı.

Write on Salı, 25 Ağustos 2020 Yayınlandığı Kategori Kitap

BÜTÜN BEYİNLİ ÇOCUK

DANIEL J. SIEGEL-TINA PAYNE BRYSON

                                                                                                        UZMAN KLİNİK PSİKOLOG HATİCE SÖNMEZ

Bütün beyinli çocuk her ailenin muhakkak okuması gereken kitaplardan bir tanesidir. Bu anlamda anlam veremediğimiz kısımlara cevap bulabiliyor ve doğru yönlendirmeleri yapabiliyor oluyorsunuz. Ben kitabı okuduktan sonra çok şey öğrendim. sizler içinde faydalı olmasını diliyorum. Keyifli okumalar ?

  GİRİŞ

YIKILMAYIN, AYAKTA KALIN VE BAŞARILI OLUN: 

Ailelerin birçoğunun uykusuzluk, ev ödevleri, oyun hamuru parçalarının bambaşka yerlerden bulunuyor olması vb. başlarına gelen birçok konu sayılabilir.

Write on Cuma, 14 Ağustos 2020 Yayınlandığı Kategori Tasavvuf

 Müsait Zamanlar Müslümanlığı

Sorumluluklarımız hatırlatıldığında, bir görev yüklenmemiz teklif edildiğinde, genelde ilk tepkimiz, savunma refleksimiz şu ifade ile kendini gösterir:

“Ortam müsait değil…”

Müsait olamayış sadece ortamla da sınırlı değil… Toplum, sistem, çevre, konsept, konjonktür, zaman, zemin, özel durumlar namüsaitliğin nedenleri… Yani sorumluluktan sıyrılmanın yollarını çoğaltabiliriz… Nice meşgaleler, bitmez mesailer müsait olamayışımızın hazır gerekçeleri…
Bu algının geldiği nokta ise; müsait zamanlar Müslümanlığı… Tüm zamanların Müslümanlığından, ortamın müsaitliğine bağlı bir Müslümanlık… Boş vakitler uğraşısı…

Sormak gerekmiyor mu? Kulluk bir hobi mi, alışkanlık mı, adet mi ki müsait zamanlara sarkıtalım?
Evet, bu bir fantezi mi? Faraziye mi? Fuzuli bir uğraş mı? Yoksa bir fariza mı?

Write on Pazar, 28 Haziran 2020 Yayınlandığı Kategori Tasavvuf

Cennet ile müjdelenmiş olan Ehl-i sünnet vel-cemaatin dört büyük mezhebinden biri olan Şafii mezhebinin reisidir.

Adı, Muhammed bin İdris’tir. Dedesinin dedesi Şafi, Kureyş kabilesinden ve eshab-ı kiramdan olduğu için, Şafii adı ile meşhur olmuştur. Şafi’in dedesinin dedesi de Haşim bin Abdi Menaf’dır.

150 (m.767) senesinde Gazze’de doğdu. 204 (m.820)’de Mısır’da vefat etti. Kabri, Kurafe kabristanlığında büyük bir türbe içindedir.

Henüz beşikte iken babası vefat etmişti. Annesi onu iki yaşında, asıl memleketleri olan Mekke'ye getirdi. Orada büyüdü. Yedi yaşına gelince Kur'an-ı kerimi ezberledi. Bundan sonra ilim öğrenmeye başladı.

Daha küçük yaşta iken Mekke'de bulunan zamanın meşhur âlimlerinin derslerine ve sohbetlerine devam etmeye başlamıştır. Kendisi, ilim öğrenmeye başladığı bu ilk günleri için şöyle demiştir:

Write on Pazartesi, 04 Mayıs 2020 Yayınlandığı Kategori Tasavvuf

Oruç, İslam’ın şartlarından biridir. Peygamber Efendimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu:

«Allahu Teâlâ buyuruyor ki, her İyiliğe on misli karşılık verilir. Fakat oruç bana mahsustur, onun karşılığını ben veririm»

(1). Allahu Teâlâ buyuruyor: «Kendi arzu ve isteklerine sabredenler (canları istediği hâlde yapmayan­lar) hesaba çekilmezler: ecirleri, sevapları hesapsızdır»

(2). Peygam­ber Efendimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Sabır imanın yarısıdır. Oruç da sabrın yarısıdır».Ve yine buyurdu: «Oruç tutanın ağzının kokusu Allahu Teâlâ’nın indinde misk kokusundan daha güzeldir»

(3). Allahu Teâlâ buyurur «Benim kulum yemekten ve içmekten yalnız benim için el çekti: onun mükâfatını ancak ben veririm *

(4). Peygamber Efendimiz (sav) buyurdu ki: «Oruçlunun uykusu İbadettir».

Write on Pazartesi, 06 Nisan 2020 Yayınlandığı Kategori Kıssadan Hisse

Şebnem dergisi yazarlarından Ebrar Çıtraz’ın kaleminden yavrusunu kaybetmiş anaların öyküsü, misk ü amberini yitirmiş âhuların öyküsü ve Mesnevi’de geçen Yahudi padişah ile hilekâr vezirinin hikâyesi.

Bir hazin öykü bu, bir hazanın öyküsü... Sonbahar yağmurlarıyla sararmış yaprakların öyküsü, çetin kışlar ile yıkılmış ağaçların öyküsü… Yavrusunu kaybetmiş anaların öyküsü, misk ü amberini yitirmiş âhuların öyküsü…

Yâ Rasûlallah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-… Sen vardın zamanların her birinde, Hazret-i Âdem ile başlayıp, İsrafil -aleyhisselâm-’ın üfleyeceği Sûr ile tamamlanacak bir rüyanın her anındaydın… Nûrun dolaştı nefes nefes en kıymetlilerden; rûhun dolaştı hakikati yüreğine kuşanmış yiğitlerin yüreklerinden ve takdir edilmiş gün gelince Sana ulaştı…

 NASİPLİ OLANLAR GÖRDÜ

Nasipli olanlar gördü Seni, istidatlı olanlar kokladı gül râyihanı, kalbi olanlar sürdü izini, aşkla yananlar ölmedi, tıpkı Senin gibi…

Write on Perşembe, 26 Mart 2020 Yayınlandığı Kategori Tasavvuf

Daha çok şiirlerinde kullandığı Rûşenî mahlasıyla tanınmaktadır. Asıl adı Ömer, lakabı Dede, künyesi Ali ibnü binti Umur Bey’dir. Babası hakkında bilgi bulunmadığı gibi anne tarafından dedesi olan Umur Bey’in de hangi Umur Bey olduğu belli değildir. Hayatıyla ilgili en geniş bilgiyi veren son devir kaynaklarından Tuhfetü’l-mücâhidîn’e göre dedesi, Yıldırım Bayezid’in emîrlerinden Kara Timurtaş Paşa’nın oğlu Gazi Umur Bey’dir (vr. 284a); ancak Lemezât’ta Aydın oğlu Umur Bey olduğu belirtilmektedir (vr. 246a). Kendi ifadesine göre Aydın-ili’nden olan ve bu sebeple Rûşenî mahlasını kullandığını belirten şairin dedesinin, bölgede Osmanlılar’dan önce hüküm süren Aydınoğulları sülâlesinden elli yıl ara ile beylik yapan iki Umur Bey’den biri, kuvvetli bir ihtimalle de birincisi olabileceğini kabul etmek daha uygun görünmektedir. Nitekim Rûşenî, günümüzde İzmir ile Aydın vilâyetlerinin yer aldığı Aydın-ili bölgesinin o zamanki belli başlı merkezlerinden Güzelhisar’a bağlı Tire’den olduğunu belirtmektedir.

Write on Çarşamba, 18 Aralık 2019 Yayınlandığı Kategori Kitap

Mehmet Cemal Öztürk, uzun yıllardır bir İstanbul tarikatı olan Cerrahilik üzerine çalışıyor. Ketebe Yayınları’ndan çıkan “Cerrahilik, Pir Nureddin-i Cerrahi ve Cerrahi Tarikatı” adlı eseriyle meseleye geniş oylumlu bir katkı sağlayan Öztürk’le tarikatları, tarikat kültürünü ve Anadolu’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada varlığını hala sürdüren Cerrahilik’i konuştuk. Bu odur.

SÖYLEŞİ: YUSUF GENÇ

İstanbul’da 40 kadar tarikatın merkez tekkesi olan “âsitâneler” bulunmaktadır. Ancak bu tarîkat pîrlerinden “nefs-i İstanbul” denen Suriçi’nde doğup, yaşayıp, irtihâl eden tek pîr Nûreddîn-i Cerrâhî hazretleridir. Seyyid Ahmed Raûfî ile Mehmed Nasûhî hazretleri de Üsküdarlıdırlar. Bu üç pîr dışındaki pîrler, İstanbul dışında doğmuşlar, bilâhare İstanbul’u teşrif etmişlerdir.

Write on Salı, 19 Kasım 2019 Yayınlandığı Kategori Şiir

Emali Kasidesi - Siraceddin Ali Uşi

KASÎDE-İ EMÂLÎ

Ehl-i sünnet îtikâdını nazım olarak anlatan meşhur kaside. Bu kasideyi, Türkistân’da, Fergâna şehrinin müftüsü Siraceddin Ali Ûşî (ö. 1180) yazmıştır. Kaside, altmış yedi beyitten meydana gelmiştir. Asıl ismi Bed’ül-Emâli’dir. Emâlî, lügatte “imlâ” kelimesinin çoğulu olup, o da yazmak mânâsınadır. Kaside ise, edebiyatta nazım şekillerinden biridir.

Sevgili Peygamberimiz, Müslümanların yetmiş üç fırkaya ayrılacaklarını, bunlardan yalnız birinin inançlarının doğru olacağını söylemiş, bu fırkanın ismini de bildirmiştir. Emâlî Kasidesi, “Ehl-i Sünnet vel-Cemâat” denilen bu doğru fırkanın inançlarını açık ve güzel bildirmektedir.

Write on Pazar, 27 Ekim 2019 Yayınlandığı Kategori Şiir

Vâsıl olmaz kimse Hakk’a cümleden dûr olmadan,
Şeyh elinden hem dilinden ahz-i destûr olmadan,
Kalbi sâfî, rûhi hâlî, nefsi makhur kılmadan,
Rahmeten li’l-âleminden zerrece nûr olmadan,
Kenz açılmaz şol gönülden tâ ki pürnûr olmadan.


Sür çıkar ağyârı dilden tâ tecelli ede Hakk,
El açıp yalvar Hüdâ’ya kim teselli ede Hakk,
Görme nâkıs dâimâ Hakk’la tevellî ile bak,
İbtidâdan müntehâya ol tedellisi ile Hakk,
Pâdişâh konmaz saraya hâne ma’mûr olmadan.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM